HOŞGELDİNİZ NonStop Eğlence



hülya - Blogcu



hülya

10/2/2009 - Kar kristallerinin mucizesi

Kategori: DIN KOSESI

Hepsi Birbirinden Fark"

Birbirleriyle gevşek bir şekilde bağlanarak kar tanesini meydana getiren kristaller, birbirlerinden o kadar farklı şekillerde oluşurlar ki, hiçbir kar tanesi bir diğerine benzemez. Karlı bir günde sadece bir büyüteçle bile kar tanelerinin birbirlerinden tamamen farklı şekillere sahip olduğunu açıkça görebilirsiniz. Yeryüzüne birbirinin aynısı olan bir çift kar tanesinin düşme ihtimali oldukça zordur. Şimdi sadece bulunduğunuz yere yılda ne kadar kar tanesinin düştüğünü bir düşünün. Bol kar yağan dağları ve her zaman sıfırın altındaki sıcaklığı ile kutupları bir düşünün. Bütün bunları bir kenara bırakıp bir genelleme yapın ve her yıl dünyaya düşen kar miktarını bir düşünün. Hayranlık uyandıran şudur: Elinizde bir imkanınız olsa ve bütün bu yağan kar tanelerini biraraya getirip inceleyebilseniz hepsinin birbirlerinden tamamen farklı olduklarını görürsünüz. Bunun nedeni, kar tanelerini meydana getiren su moleküllerinin moleküler özelliği ve kar kristallerinin buna bağlı olarak farklı geometrik yapılarda oluşmalarıdır.

Asıl dikkat çekici olan meydana gelen bu sonsuz çeşitlilikteki kar tanelerinin mükemmel ve kusursuz bir simetriye sahip oluşlarıdır.

Kristalin Küçük Kolları

Bir kar tanesi küçük bir toz tanesi etrafında oluşmaya başlar. Oluşan bu kristal gitgide büyür ve köşelerinden itibaren küçük kollar oluşmaya başlar. Hava soğudukça bu kolların büyümesi biraz daha hızlanır. Hava değişimlerine maruz kaldıkça, oluşan bu yapı üzerinde kılcal uzantılar gelişir. Kar çevreye savruldukça ve değişik koşullara maruz kaldıkça bu yapılanma devam eder ve her koşula uygun farklı bir özellik kazanmaya başlar. Tek bir kar tanesindeki her kol aynı gelişmeyi yaşadığından bütün kollar birbirine benzer ve son derece kompleks bir yapı meydana gelir. Meydana gelen altıgenle bağlantılı olarak altının katlarına bağlı bir simetri oluşur ve kristal üç boyutlu yapısını kazanmış olur.

Genel hatları ile anlattığımız bu fiziksel olaylar ve bunlara sebep olan fizik kuralları aslında son derece komplekstir. Dolayısıyla, kar taneleri birbirlerinden farklı yapılar kazanmış oldukları gibi aynı zamanda kusursuz bir simetri de elde ederler. Bu gerçekten de çok ilginçtir, çünkü burada meydana gelen şekil, adeta bilgisayarlı ölçümlerle tespit edilmiş, ince ince hesaplanmış bir simetriyi ortaya koymaktadır. Bahsettiğimiz sadece bir kar tanesidir. Kar taneleri Allah'ın üstün yaratışının delillerinden sadece bir tanesidir.

Anlattığımız tüm mükemmellikler moleküler seviyede meydana gelmiştir ve milyonlarca kilometrelik dünya yüzeyi boyunca var olan her noktada, hatta tek bir noktanın binde birinde bile müthiş bir özen ve benzeri var olmayan bir akıl vardır. Bu gerçek, Allah'a ortak koşanların ve Allah'ı inkar etmek için yol arayanların önlerini kesen, onların boş bir çaba içinde olduklarını gözler önüne seren ve iman edenlerin de imanlarını güçlendiren büyük bir gerçektir. En ince detaylarda bile muhteşem bir sanatın sergilenmesinin nedeni işte budur. Allah ayetlerinde şu şekilde belirtir:

“Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü Kendisi'ne ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır. Yerin içine gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.“Kar Harikası
U. CAN
(Sebe Suresi, 1-2)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/2/2009 - Rahip Cüreyc

Kategori: DIN KOSESI

Rahip Cüreyc


FAKİH anlatıyor:
Resûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğu anlatıldı:
-"Eğer Rahip Cüreyc'ın Fıkıhtan yana bir bilgisi olsaydı; bilirdi ki, anasına icabet, Rabbine (nafile) ibadetten daha faziletlidir."
Ravi diyor ki:
-Rahip Cüreyc'in hikayesini başkaları anlatırkende dinledim. Şöyle idi:
- O , İsrailoğulları arasında rahip bir kimse idi. İbadethanesinde Allah'a ibadet ediyordu.
Bir gün, namaz kılarken, annesi geldi:
-Ey Cüreyc! Diye seslendi. Namazda olduğu için, anasına cevap vermedi. Çağrısına cevap alamayan anası, şöyle beddua etti:
-Fahişe kadınların iftirasına uğrayasın.
O bölgede fahişe bir kadın vardı. Bir iş için dışarı çıkmıştı. Cüreyc'in ibadethanesi yanında onu bir çoban tuttu; işini gördü. O fahişe kadın hamile kaldı. O bölge halkı ise, zina işini çok büyütürlerdi. Kadının durumu, o bölgede açığa çıktı. Doğumunu yaptıktan sonra, padişaha haber verdiler; dediler ki:
- Falan kadın, zinadan bir çocuk doğurdu.
Bunun üzerine, kadını getirtti ve sordu:
- Bu çocuk kimden?
-Rahip Cüreyc bana saldırdı, çocuk ondan kaldı, deyince, padişah yardımcılarını ona yolladı. Namazda idi. Çağırdılar; onlara cevap vermedi. Bundan sonra, balyoz getirdiler; ibadethaneyi yıktılar. Rahibin boynunada bir ip taktılar. Padişaha götürdüler.
Padişah ona şöyle dedi:
- Sen kendini abit gösteriyorsun; sonra da, insanların harem perdesini yırtıyorsun. Sana helâl olmayan işi yapıyorsun!
- Ne yapmışım? Deyince, padişah şöyle dedi:
-Falan kadınla zina etmişsin.
- Ben yapmadım dedi, dedi; ama onun doğru söylediğine inanan olmadı.
Yemin etti; yine inanmadılar. Bundan sonra:
- Beni anama götürün, dedi. Anasının yanına götürdükleri zaman:
-Ey anacığım, bana beddua etmiştin; Allah kabul etti. Şimdi duâ et; Allah bu işi benden alsın.
Anası şöyle dua etti:
-Allahım, eğer Cüreyc'i bedduam tuttuysa onu kurtar.
Bundan sonra, Cüreyc,padişaha gitti ve sordu:
-Şimdi o kadın ve çocuk nerede?
Kadını ve çocuğu huzura getirip sordular:
-Bu işi sana bu mu yaptı?
-Evet bu yaptı, deyince, Cüreyc, elini çocuğun başına kuydu ve şöyle dedi:
-Seni yaratan hakkı için, baban kim?
Allah'ın izni ile çocuk konuştu ve şöyle dedi:
-Babam falan çobandır.
Kadın bunu duyunca, hakikati söyledi.
-Sen doğrusun; ben yalan söyledim. Bu işi bana bana falan çoban yaptı.

^s
Bir başka rivayette ise:
Henüz doğum yapmamıştı. Cüreyc ona sordu:
-Bu çocuğu nereden aldın?
-Senin ağacın altından dedi. Onun anlattığı ağaç, Cüreyc'im ibadethanesinin altındaydı.
Cüreyc:
-Beni o ağacın altına götürün dedi.
Oraya götürdükleri zaman, ağaca şöyle seslendi:
-Ey ağaç! seni yaratan hakkı için bana haber ver. Bu kadın, kiminle zina etti?
Ağacın bütün dalları dile geldi:
-Koyun çobanıyla dediler. Bundan sonra Cureyc, elini kadının karnına değdirdi ve sordu:
- Ey çocuk , baban kimdir?
Çocuk anasının karnından:
-Koyun çobanıdır, diye ses verdi.
Padişah, Cüreyc'den özür diledi. Ve şöyle dedi:
-Bana izin ver; ibadethaneni altından yaptırayım.
-Olmaz, dedi.
-O halde, gümüşten yaptırayım.
Rahip şöyle dedi:
Önce olduğu gibi, yine çamurla yapın. Bunun üzerine, önceki gibi çamurdan yaptılar.
Âlemlerin RabbiAllah'a hamd olsun.
Salât ve selâm resûllerin en şereflisi, peygamberlerin sonuncusu, efendimiz Muhammed'e âline, ashabına, zevcelerine, tüm zürriyetine olsun.
Allah bize kâfidir; o ne güzel vekildir.
Amin!...
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2009 - Rahip Cüreyc

 

Rahip Cüreyc


FAKİH anlatıyor:
Resûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğu anlatıldı:
-"Eğer Rahip Cüreyc'ın Fıkıhtan yana bir bilgisi olsaydı; bilirdi ki, anasına icabet, Rabbine (nafile) ibadetten daha faziletlidir."
Ravi diyor ki:
-Rahip Cüreyc'in hikayesini başkaları anlatırkende dinledim. Şöyle idi:
- O , İsrailoğulları arasında rahip bir kimse idi. İbadethanesinde Allah'a ibadet ediyordu.
Bir gün, namaz kılarken, annesi geldi:
-Ey Cüreyc! Diye seslendi. Namazda olduğu için, anasına cevap vermedi. Çağrısına cevap alamayan anası, şöyle beddua etti:
-Fahişe kadınların iftirasına uğrayasın.
O bölgede fahişe bir kadın vardı. Bir iş için dışarı çıkmıştı. Cüreyc'in ibadethanesi yanında onu bir çoban tuttu; işini gördü. O fahişe kadın hamile kaldı. O bölge halkı ise, zina işini çok büyütürlerdi. Kadının durumu, o bölgede açığa çıktı. Doğumunu yaptıktan sonra, padişaha haber verdiler; dediler ki:
- Falan kadın, zinadan bir çocuk doğurdu.
Bunun üzerine, kadını getirtti ve sordu:
- Bu çocuk kimden?
-Rahip Cüreyc bana saldırdı, çocuk ondan kaldı, deyince, padişah yardımcılarını ona yolladı. Namazda idi. Çağırdılar; onlara cevap vermedi. Bundan sonra, balyoz getirdiler; ibadethaneyi yıktılar. Rahibin boynunada bir ip taktılar. Padişaha götürdüler.
Padişah ona şöyle dedi:
- Sen kendini abit gösteriyorsun; sonra da, insanların harem perdesini yırtıyorsun. Sana helâl olmayan işi yapıyorsun!
- Ne yapmışım? Deyince, padişah şöyle dedi:
-Falan kadınla zina etmişsin.
- Ben yapmadım dedi, dedi; ama onun doğru söylediğine inanan olmadı.
Yemin etti; yine inanmadılar. Bundan sonra:
- Beni anama götürün, dedi. Anasının yanına götürdükleri zaman:
-Ey anacığım, bana beddua etmiştin; Allah kabul etti. Şimdi duâ et; Allah bu işi benden alsın.
Anası şöyle dua etti:
-Allahım, eğer Cüreyc'i bedduam tuttuysa onu kurtar.
Bundan sonra, Cüreyc,padişaha gitti ve sordu:
-Şimdi o kadın ve çocuk nerede?
Kadını ve çocuğu huzura getirip sordular:
-Bu işi sana bu mu yaptı?
-Evet bu yaptı, deyince, Cüreyc, elini çocuğun başına kuydu ve şöyle dedi:
-Seni yaratan hakkı için, baban kim?
Allah'ın izni ile çocuk konuştu ve şöyle dedi:
-Babam falan çobandır.
Kadın bunu duyunca, hakikati söyledi.
-Sen doğrusun; ben yalan söyledim. Bu işi bana bana falan çoban yaptı.
Bir başka rivayette ise:
Henüz doğum yapmamıştı. Cüreyc ona sordu:
-Bu çocuğu nereden aldın?
-Senin ağacın altından dedi. Onun anlattığı ağaç, Cüreyc'im ibadethanesinin altındaydı.
KISSALAR
Cüreyc:
-Beni o ağacın altına götürün dedi.
Oraya götürdükleri zaman, ağaca şöyle seslendi:
-Ey ağaç! seni yaratan hakkı için bana haber ver. Bu kadın, kiminle zina etti?
Ağacın bütün dalları dile geldi:
-Koyun çobanıyla dediler. Bundan sonra Cureyc, elini kadının karnına değdirdi ve sordu:
- Ey çocuk , baban kimdir?
Çocuk anasının karnından:
-Koyun çobanıdır, diye ses verdi.
Padişah, Cüreyc'den özür diledi. Ve şöyle dedi:
-Bana izin ver; ibadethaneni altından yaptırayım.
-Olmaz, dedi.
-O halde, gümüşten yaptırayım.
Rahip şöyle dedi:
Önce olduğu gibi, yine çamurla yapın. Bunun üzerine, önceki gibi çamurdan yaptılar.
Âlemlerin RabbiAllah'a hamd olsun.
Salât ve selâm resûllerin en şereflisi, peygamberlerin sonuncusu, efendimiz Muhammed'e âline, ashabına, zevcelerine, tüm zürriyetine olsun.
Allah bize kâfidir; o ne güzel vekildir.
Amin!...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2009 - matematik ve 19

 

MATEMATİK  VE  19

 

Kuran’daki matematiksel mucizeleri incelediğimiz bundan önceki bölümde, Kuran’ın matematiksel mucizelerinin anlaşılması kolay, taklidi imkansız özelliğine tanıklık ettik. Kuran’ın matematiksel mucizeleri, matematik eğitimi almamış, sadece saymayı ve rakamları bilen kişilerin tanıklık edebilecekleri niteliktedir. Fakat güçlü bir matematiksel bakış açısına sahip olanların, bu mucizelerin büyüklüğünü daha da iyi kavrayabilecekleri kanaatindeyiz.

Kuran’daki 19 sisteminin oluşturduğu mucizevi yapı da birçok yönüyle anlaşılması kolay, taklidi imkansız bir yapıdadır. Fakat bu mucizenin anlaşılması bilgi gerektirirken, taklidi ise imkansız olan yönleri de vardır. Bu kitabımızda anlaşılması kolay örnekleri daha çok vereceğiz. Fakat kitabın farklı okur kitlelerine hitap edeceğini düşünüp, anlaşılması bilgi gerektiren yönlere de değineceğiz.

"Matematik, Allah’ın Evren’i yazmakta kullandığı dildir." Galile’nin meşhur sözüdür. Kuran’daki matematiksel mucizelerle, Allah’ın, Evren’i yazmakta kullandığı dili, insanlara rehber olarak gönderdiği kitapta da kullandığına tanıklık ediyoruz. Bu mucizenin bize öğrettikleri; İngiltere Kraliyet Ailesi, New York Borsası, Şampiyon Kulüpler karşılaşmaları hakkında değildir. Bu mucezinin bize öğrettikleri, Evren’in Yaratıcısı, yaratılış sebebimiz, öldükten sonraki yaşantımız hakkındadır. Çünkü tüm bu saydığımız konular Kuran’ın mesajlarında açıklanmıştır. İncelediğimiz mucize ise Kuran’ın değişmezliğini ve taklidi imkansız, insan gücünün çok üstündeki yapısını ortaya koymaktadır.

Hrovista of Gandersheim’in dediği gibi: "Yaratıcımızın bilgeliğini ve bilgisinin muhteşemliğini takdir etmeye bizi yöneltmeyen her tartışma boştur. O Yaratıcı ki Evren’i hiçlikten yarattı ve her şeyi sayılarla, ölçüyle, ağırlığıyla düzenledi. Ve insanlığa üzerinde çalışıldıkça birçok yeni mucizeler sunacak bilimleri formüle etti." Bizi yoktan yaratan Yaratıcımız ile ilişkilendirilemeyen her konu, bu konuya kıyaslanırsa boştur. Yaratılış amacımız ve öldükten sonraki durumumuz, hayatımızın temel konusu olmalıdır. İşte incelediğimiz Kuran’ın bu mucizeleri, bizi, hayatın bu temel konularında sonuçlara götürmekte, bize deliller sunmaktadır.

 

DELİLLER  VE  İNKARCILAR

İşte bunlar sana haberlerini aktardığımız toplumlardır. Gerçekten de elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi. Ama daha önceden yalanladıklarına inanmadılar. Allah inkârcıların kalplerini böyle damgalar.       

                                                                                                          7-Araf Suresi 101

Allah birçok defa insanlara gönderdiği mesajları delillerle desteklemiştir. Fakat mesajları inkâr eden zihniyet, delillere de inkârcı mantığıyla yaklaşmış, inkâr etmeye şartlanmış bir şekilde delilleri ele almıştır. Allah’ın delillerine bu samimiyetsiz yaklaşımda bulunanlar, anlamaya çalışmak yerine, inkâr etmeye çalışmışlardır. Oysa Allah’ın mesajına her insanın ihtiyacı vardır. İnkar eden, kendi aleyhine inkâr eder. İnkarcıların yapmaları gereken ilk şey, inkâr etmeye şartlanmışlıktan kurtulmak ve Allah’ın delillerine samimi bir şekilde yaklaşmaktır. Şu kısacık hayattaki kibir ve inat yüzünden, Allah’ın vaadi olan sonsuz yaşama sırt dönmek hiç de akıl kârı değildir.

 

Bilgisizler dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bir delil gelmeli değil miydi?" Onlardan öncekiler de aynen onlar gibi konuşmuşlardı. Kalpleri birbirine benzedi. Delilleri gerçeği bilmek isteyenler için apaçık gösterdik."

                                                                                                     2- Bakara Suresi 118

 

Allah delillerini gereğince gösterir. Allah’ın delillerinin inkârcıların arzularına göre oluşması, "Allah görünsün", "Melekler gökten insin" şeklinde beklentiler boşunadır. Allah delillerini anlamaya niyeti olanlar için apaçık sergilemektedir. Günümüzde bilim, Dünya’da saygın bir yer edinmiştir. Bilimlere temel teşkil eden matematik ise en saygın konumdadır ve bilimsel gerçeklikler en sağlam dayanaklarını matematiksel verilere dayandırmaktadır. En şüpheci kişiler bile matematiksel kesinlik karşısında teslim olmak durumundadırlar. Konuşmasını saçmalığa götürmeyen her kişi matematiksel kesinlikler karşısında gerçeği kabul etmek zorundadır. İçinde bulunduğumuz bu dönemde Allah, Evren’i yazdığı dil olan mate-matikle, insanlara gönderdiği kitabını da yazdığını açığa çıkarmıştır. Böylece Allah’ın kitabı kendi içinde taşıdığı mucizeleriyle, kendisinin doğruluğunu, mesajının güvenilirliğini ispatlamaktadır.

 

38- Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki "Eğer doğru sözlülerseniz, Allah’tan başka çağırabildiklerinizi çağırın da bunun benzeri olan bir sure getirin."

39- Hayır, onlar bilgisini kavramadan ve yorumu kendilerine gelmeden yalanladılar.  Kendilerinden öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Bak da gör nasıl olurmuş zalimlerin sonu.

                                                                                                 10- Yunus Suresi 38-39

İnkarcılar anlamaya çalışmak yerine, inkâr inadını benimseyince, Allah’ın delillerini anlamaya çalışmadan, aceleyle inkâr etmektedirler. Bu inkâr, bir mantığa, bir delile dayanmamaktadır. Muhalefet hissi, kibir ve inat, inkârcı zihniyetin hareketlerinde motor güç olmaktadır. Bunların hangi delili görürlerse görsünler inanmayacaklarını Kuran haber vermektedir:

109- Kendilerine bir delil gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair tüm güçleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: "Deliller ancak Allah’ın katındadır, onlara geldiği zaman onların inanmayacağını anlamıyor musunuz?

110- Onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz de ilk seferinde buna inanmadıkları gibi bırakırız. Azgınlıkları içinde şaşkınca bocalar dururlar.

111- Eğer onlara melekleri indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına getirip toplasaydık; Allah’ın diledikleri hariç, yine inanacak değillerdi. Ne var ki çokları cahillik ediyorlar.

                                                                                                 6- Enam Suresi 109-111

ZATEN İNANIYORUZ, DELİLE NE GEREK VAR DENİR Mİ?

Kuran’daki bilimsel ve matematiksel mucizeleri gördükten sonra, bazı insanların "Biz Kuran’a zaten inanıyoruz! Delile ne gerek var?" dediklerine tanık olmaktayız. Kuran’a, delilsiz inandığını söyleyenlere bir dediğimiz yok. Fakat eğer "Delile ne gerek var?" derlerse "Orada dur!" dememiz gerekmektedir.

Tek başına babasına ve tüm toplumuna karşı çıkan Hz. İbrahim, Kuran’da övülmüş bir Peygamber’dir. Kuran’ın övdüğü Hz. İbrahim dahi Allah’tan delil istemiştir (Bakınız 2-Bakara Suresi 260). "Delile ne gerek var?" diyenler, Allah’ın delillerini incelemeyi küçümser bir tavır takınanlar, siz Hz. İbrahim’den daha mı sağlam bir imana sahipsiniz?

İnananların Allah’ın delillerine karşı tavrı, bu delilleri minnettarlıkla karşılamak şeklinde olmalıdır. Allah, eğer bir delilini açığa çıkartıyorsa, bunun muhakkak bir nedeni olmalıdır. Bir kişi, delile ihtiyacı olmadığını düşünüyorsa bile Allah’ın dinine, insanların kalbini ısındırtmak için bu delilleri öğrenmesi ve başkalarına iletmesi gerekmez mi? Allah’ın delillerine inananlar sahip çıkmazsa, bunlara kim sahip çıkacaktır?

Kitabımızın bu bölümünde inceleyeceğimiz 19 mucizesi için de aynısı geçerlidir. 19, Kuran’ın değişmediğini ispat etmek için ve Kuran’ın mucizevi yapısı için bir delildir. Üstelik Allah Kuran’da 19’un inananların inancını kuvvetlendireceğine dikkat çekmiştir. (74-Müddesir Suresi 31)

Bilimlerin temeli olan ve rasyonalitenin doruğu olan matematikle gösterilen bir mucize-ye, rasyonaliteyi inkâr edenler tanık olamaz. 19, kör taklit duvarını yıkıp, yerine akılcı, delilli düşünmeyi bina eden bir mucizedir. Arkadaşlarının, içinde bulunduğu toplumun, ailelerinin psikolojik ve ekonomik desteğini gereğinden fazla önemseyenler; içinde bulundukları toplumla ters düşmekten, Allah’ın delilleriyle ters düşmekten daha çok korkanlar; taklitçi inancın rahatlığını, araştırıcı ve akılcı inancın sağlamlığına tercih edenler, "Bu fikirleri ben önceden inkâr ettim, şimdi bunları kabul edersem insanlara ne derim?" diyerek Allah’tan daha çok insanlardan utananlar bu mucizelere tanıklık edemezler. Bu tiplerin akılları, bu mucizeye tanıklık etse de dilleri ve gönülleri bu mucizeyi inkâra çalışır.

NEDEN  19

Kuran’da 19 mucizesinin varlığından bahsedip, Kuran’daki kelimelerin, ayetlerin, surelerin 19’la ve 19 sayısının katlarıyla ilişkili olduğunu söylediğimizde, en çok duyduğumuz sorulardan biri "Neden 19?"dur. Eğer ileri sürülen sayı 11 veya 23 olsaydı "Neden 11?", "Neden 23?" diye de sorulabilirdi. Fakat ileri sürülen sayı 19’dur ve soru "Neden 19?"dur. Bu sorunun cevabını şöyle verebiliriz.

1- Kuran’da 74. sure olan Müddessir Suresi’nin 30. ayeti "Üzerinde 19 vardır." şeklindedir. Aynı surenin 31. ayeti ise 19’un fonksiyonlarını anlatır. Böylece 19, Kuran’da fonksiyonlarına dikkat çekilen yegane sayıdır. İlerideki başlıklarda Müddessir Suresi’ni detaylıca inceleyeceğiz. Bizce, 19’un sırf bu özelliği bile "Neden 19?" sorusu için yeterli cevaptır. Çünkü Allah 19 sayısını seçmiş ve bunu Kuran’da hiçbir sayıyı vurgulamadığı şekilde 19’u vurgulayarak göstermiştir. Bu temel nedenin yanında "Neden 19?" sorusuna bazı yan nedenler de sayabiliriz. Diğer maddeler bu yan nedenleri belirtmektedir:

2- 19 asal bir sayıdır. Yani 19 sadece kendisiyle ve 1 ile bölünebilen bir sayıdır. (Güvenlik şifreleri oluşturulurken asal sayıların kullanılması, bankaların, istihbarat örgütlerinin de bir tercihidir.) Eğer Kuran’ın şifresi bir kompozit sayı üzerine kurulu olsaydı, o zaman Kuran’ın bu sayının mı yoksa çarpanlarının mı üzerine kurulu olduğu tartışmalı olacaktı. Örneğin 21 sayısının çarpanları 7 ve 3’tür. Kuran’ın şifresi 21 sayısının üzerine kurulu olsaydı, 21’in katı olan her sayı 7’nin ve 3’ün de katı olduğu için Kuran’ın şifresinin bu sayılardan hangisinin üzerine kurulu olduğu tartışılabilirdi.

3- 19’u meydana getiren 1, sayma sayıların en küçüğü, 9 ise tek haneli en büyük sayma sayısıdır. Ayrıca 1 ve 9’un şekli birçok ayrı yazım dilinde birbirine en çok benzer şekildedir. Örneğin Arapça’daki yazılımlar ve Dünya’da yaygın olarak kullanılan yazılım şekli, çok ben-zerdir.

4- 19, 10 ve 9 sayılarının 1. kuvvetlerinin toplamına (10+9= 19) ikinci kuvvetlerinin ise farkına (100-81= 19) eşittir. Bu özelliğe sahip tek sayı 19’dur.

5- Bizim bilebildiğimiz özel bölünebilme özelliğine sahip en büyük asal sayı, 19’dur. Bu özellik şöyledir: 19’un katı olup olmadığını incelediğiniz sayının, son rakamının 2 katını alıp bir önceki sayıya ekleyin ve 19’dan büyük bir sayı elde ettiyseniz bu sayıdan 19’u çıkarın. Elinizde kalan sayıyı, aynı başta olduğu gibi 2 ile çarpın ve sonuna dek aynı işlemi sürdürün. Sonuçta, 19’un katı olan bir sayı karşınıza çıkarsa incelediğiniz sayı 19’un katıdır. Örneğin 1254 sayısını ele alalım ve bu sayının 19’un katı olup olmadığını inceleyelim. 1254’ün son rakamı 4’ün 2 katını alın bir önceki rakama ekleyin. 8’i, 5’e eklediğinizde 13 eder. Bu sayının 2 katı 26’dır. 26’dan 19’u atın 7 kalır. 7’yi bir önceki 2 sayısına ilave edin 9 eder. 9’un iki katını alın 18 eder. 18’e 1’e ekleyin, 19 eder. Demek ki 1254, 19’un tam katıdır. 19 koduna bağlı birçok veri 19’un katı olan sayıların bulunmasına bağlıdır. Görülüyor ki, bu işlem için yaygın bölme işlemi dışında, elimizde ekstra bir metod daha vardır.

19’un, bu saydığımız özellikleri gibi birçok ilginç özellikleri daha vardır. Evren’de, kimyadaki elementler ile ilgili tabloda da 19’larla ilgili ilginç yaklaşımlar yapılmaktadır. Fakat bunlar, bu kitabımızın konusu değildir ve bu çalışmalar üzerinde daha çok tartışmalar yapılması gerektiğini söylemeliyiz.

Kuran’da bir matematiksel sistemin -19’ları bilmesek de- varlığını KUM’ları incelerken bir önceki bölümde gördük. Bunun üzerine eğer biri kalkıp Kuran’ın belli bir sayıya dikkat çekip çekmediğini araştırırsa, Kuran’ın hiçbir sayıya dikkat çekmediği şekilde asal bir sayı olan 19’a dikkat çektiğini görür.

İşte Kuran’ın dikkat çektiği bu sayının katları üzerinde, Kuran’da birçok kodlamanın bulunduğuna tanıklık ediyoruz. "Neden 19?" sorusunun asıl cevabı budur. Diğer cevaplar, bunun yanında enteresan yan özelliklerdir.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2009 - matematikte allah



Matematikle Allah'ın varlığını ispatladı
Polonyalı bilim adamı, matematik ile Allah'ın varlığını ispatladı. Heller, bu ispatı ile dünyanın en pahalı ödülünü BM'de bir törenle aldı.

Polonyalı Katolik rahip ve aynı zamanda usta bir matematikçi olan Prof. Dr. Michael Heller, dünyanın en yüksek miktarlı akademik ödülünü Allah'ın varlığını Matematikle ispatladığından dolay kazandı.
TimeTurk'ün haberine göre, John Templeton Kuruluşunun kurucusu John Templeton, “Heller'in derin araştırmaları dini kavramlara ve bilim alanına yeni ufuklar açmıştır” dedi. Kurum, Heller'i kosmoloji ve filozofi ile matematik ve metafizik alanlarında üstlenmiş olduğu görev çizgisinden dolayı bu prestijli ödüle layık gördü.

Birleşmiş Milletler (BM)'nin New York'taki binasında yapılan ödül töreninde, ömrünün 40 yılını din ve bilimin uzlaşmasına adayan 72 yaşındaki Heller'e bu ödülün “manevi gerçeklerle alakalı araştırma ve keşfetme çalışmalarındaki ilerlemelerden” dolayı bu ödülün verildiği belirtildi.

Şu ana kadar bilim ve teoloji alanında 30 kitabı ve 400 akademik yazısı olan Heller, Cracow'da Pontifical Academy of Theology'de profesör olarak görev yapıyor.

Prof. Dr. Heller, “kâinatın bir başlangıcı olduğuna göre, bir yaratıcısı olmalıdır ve bu yaratma eylemi uzay ve zaman dışında gerçekleşmiştir. Kâinatın yaradılış nedenini soracak olursak, matematik kurallarının nedenlerini sorgulamak zorundayız. Bunu yaptığımızda da tekrardan Allah'ın kâinatı yaratma düşüncesine varıyoruz. Asıl sor ortaya söyle çıkıyor; hiçbir şey olmamaktansa neden bir şeyler var? Bu soruyu sorduğumuzda tüm diğer nedenler gibi bir nedeni sorgulamış olmuyoruz. Tüm muhtemel nedenlerin kökünü sorgulamış oluyoruz. Bilim; insan zihninin, Allah'ın zihnini okuyabilmek için, bizim ve yaratılan şu dünyanın etrafında olup bitenleri sorgulama yolunda kolektif bir çabadır” dedi.

Heller, kazandığı 1.6 milyon dolarlık ödülü, bilimsel ve teolojik çalışmalar yapan Cracow'daki Copernicus Merkezinin gelişimi için bağışlayacağını söyledi.


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->


Hakkımda

a'dan z'ye herşey

Kategoriler

Arkadaşlarım

soyumturk
ecom
kizilelma0671
acitatlituzlu
emelindunyasi
dualarile
ezgimingunlugu
cananturan1
mehmetkirmizi

MySpace Layouts

Myspace Layouts at Pimp-My-Profile.com / My grey love

cursor